22 Şubat 2012 Çarşamba

"Buna kırmızı ve börek eklenecek!"

Geçtiğimiz cumartesi akşamı hepimizin 10 yılı aşkın süredir beklediğimiz bir olayın ilk adımı atılmış oldu. Gülcem ve Köksal'ın nişanı romantik ötesi bir ortamda nice kahkaha ve koşturma ile sona erdi.
Kalabalıktan dolayı yüzük anını tam olarak yakalayamamış olsak da, oyundan sonra çok fazla alkış alan bir tiyatrocu yerine saniyelik de olsa kendimi koyup, abartılı bir coşkuyla ağlamaya başladığım bir moda sahiptim yine. (tam olarak ağlamadım, o moda girdim)
Sene 2000; gittiğimiz bir pikniği ve gençlerle birlikte dağdan inişimizi hatırlıyorum. Ve gülmekten yerlere yattığımız o güzel günü...Sonra çöpçatanlık hikayeleri, büyük aşklar, devamı gelen büyük aşklar...
Hepimiz değiştik. Ama aslında hepiniz ne kadar aynıyız...
Ortaokul, lise ve oradaki herşey bana en çok ait olanlar ve kalanlarmış gibi gelir hep. Duygulardan, anılara kadar...
Elbetteki sonra hayatımı şekillendiren bir sürü insan var vazgeçemeyeceğim. Ama çocukluğun kalıcılığını inkar edemeyiz. Biz o zaman hep çocuktuk... ("hayattı yekpareydi...")
Buraya da not düşmek istedim;
Mutlu olun çocuklar! Evinizde bir odamız olacak bilin...Ve ben düğünde daha zayıf olarak ve şişmemiş bir yanakla bulunacağım.

Sevgilerimle...

5 Şubat 2012 Pazar

nakış işi çiçek


İğne ipleri gezdirir. Renkli yolculuk olur ip, batar ve çıkar. Sonunda güzel bir şey olur. Kenarına da bordo bir çerçeve konur.
Annem gibi becerikli olup patchwork battaniyeler yapamam, dikiş dikemem.
Ama uzun bir sürede tamamlansa da, bu da benim terapi üssü sanatım olsun.